TELEVİZYON İZLEME ALIŞKANLIKLARININ SAĞLIKLA İLİŞKİSİ

Televizyon izleme alışkanlıkları, göz sağlığından çocuk gelişimine, uyku düzeninden bilişsel işlevlere kadar birçok alanda inceleniyor. Uzmanlar, uzun süreli ve kontrolsüz televizyon izlemenin sedanter (hareketsiz) yaşam tarzını artırdığını ve bunun obezite, kalp-damar hastalıkları ile metabolizma yavaşlaması gibi sonuçlara yol açabildiğini belirtiyor.

Televizyon başında geçirilen sürenin artması, "dijital göz yorgunluğu" olarak adlandırılan kuruluk, yanma ve bulanık görme şikâyetleriyle ilişkilendiriliyor. Ayrıca uzun süre aynı pozisyonda oturma, boyun, omuz ve bel bölgesinde duruş bozuklukları ve ağrılarla anılıyor.

Uzun süre televizyon izleyen kişilerde dikkat dağınıklığı, zihinsel yorgunluk ve uyku kalitesinde düşüş bildirilirken, hareketsiz kalmaya bağlı kas-iskelet sistemi sorunlarında da artış gözleniyor.

TELEVİZYONU KARANLIKTA MI IŞIKLI ODADA MI İZLEMEK GEREKİR?

Uzmanlara göre televizyonu tamamen karanlık bir odada izlemek, göz ile ekran arasındaki parlaklık farkını artırdığı için göz yorgunluğunu çoğaltıyor. Ortamın loş ama yeterli seviyede aydınlatılması, bu kontrast farkını azaltarak gözlerin daha az zorlanmasını sağlıyor.

Bu nedenle televizyonun, karanlık yerine loş ışıklı bir odada izlenmesi ve ekrana çok yakından bakılmaması öneriliyor. Odadaki ışığın doğrudan ekrana yansımayacak şekilde konumlandırılması, yansımaların ve parlama şikâyetlerinin azalmasına yardımcı oluyor.

TELEVİZYONUN PSİKOLOJİK VE BİLİŞSEL ETKİLERİ

Televizyondan yayılan mavi ışığın, melatonin hormonunu baskılayarak uyku düzenini olumsuz etkileyebildiği ifade ediliyor. Uzun süreli ve geç saatlere kadar televizyon izleyen kişilerde uykuya dalma güçlüğü ve uyku kalitesinde azalma bildirilmiş durumda.

Araştırmalarda, günde 3 saatten fazla televizyon izleyen yetişkinlerde bilişsel gerileme hızının daha yüksek olduğuna dair bulgular yer alıyor. Uzun süre televizyon karşısında pasif izleyici konumunda kalmanın, üretkenlik ve yaratıcılık gibi zihinsel süreçleri zayıflatabildiği belirtiliyor.

Ardışık bölümlerin peş peşe izlenmesi anlamına gelen "binge-watching" davranışı; uzun süreli oturma, boyun ve sırt ağrıları, gün içi yorgunluk hissi ve günlük rutinde aksamalara neden olabiliyor.

ÇOCUK GELİŞİMİ VE BEBEKLERE TELEVİZYON İZLETMEK

Uzmanlar, 0–2 yaş arası bebeklere televizyon izletilmemesini, bu dönemde beyin gelişiminin gerçek insan etkileşimi, konuşma ve oyunla desteklenmesini öneriyor. Bilimsel çalışmalar, bebeklerin ekrandaki görüntüleri tam olarak anlamlandıramadığını, daha çok ışık ve sese tepki verdiğini ortaya koyuyor.

Özellikle erken çocukluk döneminde fazla televizyon izleyen çocuklarda dil gelişiminde gecikme, dikkat süresinde kısalma ve sosyal becerilerde gerileme rapor ediliyor. Hızlı sahne geçişleri içeren içeriklerin, çocukların odaklanma becerilerini olumsuz etkileyebildiği belirtiliyor.

Ekran karşısında geçen sürenin artması, çocukların dokunsal, hareketli ve yüz yüze sosyal etkileşim içeren oyunlara ayırdığı zamanı azaltıyor. Bu durumun, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) riskinde artışla ilişkilendirildiğine dair bulgular paylaşılıyor.

YAŞ GRUPLARINA GÖRE EKRAN SÜRESİ ÖNERİLERİ

Uzmanların yaş gruplarına göre televizyon izleme süresi için paylaştığı sınırlar şu şekilde özetleniyor:

• 0–2 yaş: Televizyon ve benzeri pasif ekran içeriklerinin izletilmemesi, yalnızca görüntülü konuşma gibi gerçek zamanlı etkileşime izin verilmesi öneriliyor.
• 3–6 yaş: Günlük televizyon izleme süresinin 30–60 dakika ile sınırlandırılması, içeriklerin yaşa uygun ve yüksek kaliteli olması isteniyor.
• Okul çağı: Günlük ekran süresinin 1–2 saati geçmemesi, ders dışı ekran kullanımının da bu sınırlar içinde tutulması gerektiği belirtiliyor.
• Yetişkinler: Eğlence amaçlı televizyon izleme süresinin günde yaklaşık 2 saat ile sınırlandırılması öneriliyor.

ALZHEİMER HASTALARINDA TELEVİZYON KULLANIMI

Alzheimer hastalarında televizyon izleme, tamamen yasaklanan bir etkinlik olarak tanımlanmıyor. Ancak içerik seçiminin önemli olduğu, sakin, tanıdık ve karmaşık olmayan programların kısa süreli olarak tercih edilmesi gerektiği ifade ediliyor.

Gürültülü, hızlı ve karmaşık sahneler içeren yayınların, bazı Alzheimer hastalarında kafa karışıklığı ve ajitasyona yol açabildiği bildiriliyor. Bu nedenle televizyonun, sürekli arka plan sesi olarak açık bırakılmaması ve hastalar için kontrollü, sınırlı bir etkinlik olarak planlanması öneriliyor.

YEMEK YERKEN TELEVİZYON İZLEMENİN ETKİLERİ

Yemek sırasında televizyon izleyen kişilerde, ekrana odaklanma nedeniyle tokluk sinyallerinin geç fark edilmesi ve bu nedenle daha fazla kalori alımı bildiriliyor. Bu durum, sağlıksız beslenme alışkanlıkları ve kilo artışıyla ilişkilendiriliyor.

Ayrıca aile bireylerinin yemek esnasında televizyona odaklanması, masadaki iletişim süresinin kısalmasına ve yüz yüze etkileşimin azalmasına yol açabiliyor.

EKRAN BAĞIMLILIĞI VE KORUNMA YÖNTEMLERİ

Uzmanlar, ekran bağımlılığını önlemek için günlük ekran süresine sınır koyulmasını, televizyonun arka plan sesi olarak açık bırakılmamasını ve ekran dışı aktivitelerin artırılmasını öneriyor. Spor, kitap okuma ve yüz yüze sohbet gibi etkinliklerin, ekran süresini dengeleyici rol oynadığı belirtiliyor.

"20-20-20" kuralı, dijital göz yorgunluğunu azaltmak için sık kullanılan bir yöntem olarak aktarılıyor. Buna göre, her 20 dakikada bir, 20 saniye boyunca yaklaşık 6 metre (20 fit) uzağa bakarak gözlerin dinlendirilmesi tavsiye ediliyor.

Uyku hijyeni açısından televizyonun yatak odasında bulundurulmaması ve yatmadan en az 1 saat önce ekranların kapatılması önerileri öne çıkıyor. Çocuklar için ebeveyn denetimi, içerik seçimi ve süre kontrolüyle birlikte uygulanıyor.

MAVİ IŞIK, BEYİN YAPISI VE ÇOCUKLARDA REKLAM ETKİSİ

Ekranlardan yayılan mavi ışığın, biyolojik saati etkileyerek vücuda hala gündüz olduğu sinyalini verebildiği, bunun da uykuya geçişi zorlaştırdığı ifade ediliyor. Bazı bilimsel çalışmalarda, aşırı ekran maruziyetinin beynin karar verme ve kontrol mekanizmalarının bulunduğu bölgelerde gri madde yoğunluğunda azalma ile ilişkilendirilebileceği öne sürülüyor.

Çocukların yaklaşık 8 yaşına kadar reklam ile program içeriği arasındaki farkı tam olarak ayırt edemediği, bu nedenle reklam mesajlarına daha açık olduğu belirtiliyor. Verilere göre, aşırı ekran süresi dikkat süresini ortalama yüzde 30 azaltabiliyor; uzun süreli hareketsiz izleme kas-iskelet sistemi sorunlarını artırabiliyor ve çocuklarda uyku süresinde kısalma ile ilişkilendiriliyor.